20 Ocak 2013 Pazar

Audrey Hepburn ve William Holden aşklarının başladığı "Sabrina" filminin çekimlerinde...


William Holden ve Audrey Hepburn, Sabrina (1954) filminin çekimleri esnasında  birbirlerine aşık oldular. William Holden evliydi ama mutsuzdu, karısından ayrılmak istedi ama Audrey Hepburn ilişkiyi bitirdi.  

Ernie Lehman (Sabrina'nın senaristi), onların öyküsünü şöyle anlatır; 

"Sabrina'nın yeniden yazımı için çalışıyordum o kadar yorulmuştum ki, sahnenin bir köşesinde ağlıyordum. Yönetmen Billy Wilder, "Evine git, biraz dinlen" dedi. Veda etmek için William Holden'in soyunda odasına gittiğimde, onları ayakta, birbirlerinin gözlerinin içine bakarken gördüm ve o anda aralarında derin bir şeyler olduğunu anladım."
William Holden sonunda eşinden boşandı (Stefanie Powers, Jennifer Hart) başkalarıyla ilişkileri oldu ama her zaman Audrey Hepburn'un  hayatının aşkı olduğunu söylerdi.
Sabrina'dan on yıl sonra, "Paris when it Sizzles'ı" çevirdiklerinde perişan oldu ve alkole sığındı.

Onların ilişkileri hüzünlü bitti ama aralarındaki kimya çok keyifliydi.


Aşağıdaki set fotoğrafların da  birbirleriyle nasıl sarhoş olduklarını görmek ve hissetmek mümkün. 













S








18 Ocak 2013 Cuma

Empresyonist Claude Monet ve Natürmortlarından Kanvas Tablolar



Claude Monet'in stüdyosunda yaptığı natürmortlarında, Seine nehri üzerindeki 
Bougival'deki evinin bahçesinde her mevsim doğanın değişimini gözlemlemesinin 
 etkisi vardır. Natürmortlarında, formların anahatları yumuşak, çiçeklerin yaprakları yoğundur. Monet'in tekniğinde, çiçeklerin renklerinde, birbirleriyle etkileşimlerinde, 
ışık etkisini ve yansımaları görürsünüz. Bu eserlerinden ayçiçekleri Vetheuil'deki bahçesine inen merdivenlerin kenarında yetişirmiş. 1882'deki yedinci empresyonistler sergisinde,   ayçiçekleri isimli çalışması, eleştirmenlerce canlı ve cesur olarak nitelendirilmiştir.


17 Ocak 2013 Perşembe

Al Capone (Scarface) - Amerikalı Gangster



Al Capone ( 17 Ocak 1899 – 25 Ocak 1947) New York Brooklyn'de İtalyan göçmen bir ailenin çocuğu olarak doğan Al Capone 14 yaşında, bir kadın öğretmene vurunca okuldan atıldı. Gangster Johnny Torrio ile tanıştı ve onun çetesi James Street Boys'a katılarak yasa dışı işlere yöneldi. Johnny Torrio Chicago'ya gitti. 1919 yılında Al Capone'da dev genelev işletmesine yardımcı olmak için Chicago'ya taşındı.  Sonradan Capones olarak bilinen Al Capone, içki yasağından yararlanarak kaçakçılık, içki kaçakçılığı, fuhuş gibi yasadışı faaliyetleri nedeniyle muazzam bir servet kazandı. 1925 yılında Torrio emekliye ayrılınca kumar, fuhuş ve kaçakçılıkla Chicago'da suç çarı oldu. Silahsız dolaşır ama iki koruması olmadan hiçbir yere gitmez, yolculuklarını hep gece yapardı.

1929'da "Sevgililer Günü Katliamı" olarak anılan ve çıkar çatışması nedeniyle rakip çetenin yedi üyesi Al Capone'nun polis kıyafetine giren adamlarınca öldürüldü. Cinayetin işlendiği zaman Florida'da olmasına rağmen, katliamın sorumlusu olduğunu polis ve gazeteler biliyordu. 100 milyon dolarlık bir serveti ve sayısız cinayette sorumluluğu vardı. Ama işlediği suçlar yüzünden değil de, 1929 yılında yılında vergi kaçakçılığı suçundan hüküm giydi, Alcatraz hapishanesine girdi. 1930'da şartlı tahliye ile serbest bırakıldı. 1947 yılında kalp krizinden öldü. Yanağındaki bıçak izi nedeniyle Scarface olarak anılırdı.


Al Capone



6 Ocak 2013 Pazar

Vincent Van Gogh - Irisler - Süsenler



Vincent Van Gogh
Saint- Remy, Fransa 1989
Yağlıboya
28 x 36 5/8 in. 


İrisler, Van Gogh'un en bilinen eserlerindendir. Vincent Van Gogh kendini 
yaraladıktan  sonra 1889 yılında yattığı Saint Remy'deki klinikte kaldığı süre 
zarfında 130 resim yapmış bunların arasında klinik ve bahçesini de konu alan 
eserler yapmıştır. Bunların arasında Starry Night on Rhone ve İrisler de vardır. 
Klinikte kaldığının ilk haftasında onu çevreleyen doğadan ilham alarak irisleri 
yapmıştır. Zamanının birçok sanatçısı gibi Van Gogh'da 17. yüzyıl Japon 
tahta baskı sanatındaki dekoratif desenlerden etkilenmiştir. Süsenler'deki 
siyah kontür kullanımı, Japon tahta baskılarında kullanılan
 tipik bir örnektir. Resimdeki ifade gücünü kuvvetlendirmek için 
kullanılmıştır. Van Gogh'un süsenlerinin her biri eşşizdir. İrislerin kıvrımlı, 
dalgalı silüetlerini vermek için hareketlerini ve şekillerini çok dikkatli çalışmıştır.
Van Gogh'un destekçilerinden sanat eleştirmeni Octave Mirbeau, 
"O çiçeklerin nefis doğasını kavramış" diye yazmıştır. 

Van Gogh'un İrisleri (Süsenler), 1987'de 53.9 milyon dolara satılan en pahalı eserler 
arasındadır. 



3 Ocak 2013 Perşembe

Auguste Herbin ve Modern Sanatı

Auguste Herbin
 (1882-1960)

Fransız kübist ve abstract çalışan ressamın eserleri, Kübist hareketle, I. Dünya Savaşı 
sonrasındaki geometrik soyut hareket arasında köprü oluşturmuştur. Quiévy'de doğdu. 1898-1901 yıllarında Güzel Sanatlar'da okudu. İzlenimcilerden etkilenerek 1901 yılında Paris'e gitti ve bir süre orada çalıştı. 1909 yılında Bateau Lavoir'a gitti. 
Orada Picasso, Braque ve Joan Gris'le tanıştı. Ve onların etkisiyle Kübizm'e döndü. 
1912 yılında Galerie Clovis Sagot - Paris'te ilk tek kişilik sergisini açtı. 1917 ve 1921 arasında halk sanatına benzer, saf geometrik elemanlar içeren süslü kübizm, 1922  ve 1925 yılları arasında da geçici olarak, figüratif, manzara ve portre çalışmaları yapmıştır.  
1926 yılında soyutlamalara yöneldi ve 1931 yılında Abstraction-Création  adlı gurubun kurucu üyeleri arasında yer aldı. Geç dönem soyutlamalarındaki saf geometrik şekiller, olumlu renkleri,  genç soyut ressamlara örnek oldu. 1950'lerde duvar halıları 
tasarımcısı olarak da çalıştı. 



30 Aralık 2012 Pazar

El Lissitzky ve Suprematizm


El Lissitzky (1890 - 1941) Pochinok'da doğdu. 1909'dan 1914'e kadar Almanya'da  teknik okulda mimari  eğitim gördü. I. Dünya Savaşı'nın patlak vermesi üzerine Rusya'ya döndü. 1916 yılında Riga Teknoloji Üniversitesi'nden mühendislik ve mimarlık diploması aldı. Ve bir mimari büroda çalışmaya başladı. 

1917 yılında, çocuklar için, Marc Chagall tarzında  illüstrasyonlar yaptı.  Lissitzky ve Kazimir Malevich,  Marc Chagall tarafından, 1919 yılında Vitebsk Popular Sanat Okulu'na davet edildiler. Lissitzky orada grafik ve mimari eğitim vermiştir. 1920 yılında Moskova'da Sanatsal Kültür Enstitüsü'ne üye olmuştur. Ertesi yıl Konstrüktivist (Yapılandırmacı) gruba katılmıştır. Resim ve mimari arasındaki değişim istasyonu olarak "Prouns"denilen soyut  anlayışıyla resimlerini yapmaya başlamış ve  prouns'larıyla döneminin form anlayışına yenilik getirmiştir. Daha sonra "Unovis"* adlı gruba katılarak suprematizm (soyut geometricilik) anlayışıyla geometrik formlar üzerine yaptığı çalışmalar pek çok tasarımcıya esin kaynağı olmuştur.  Suprematist'ler, Konstrüktivistler gibi sanatın faydacılığını savunmalarına rağmen onlardan ayrılan ferdiyetçi bir tavır benimsemişlerdi. Sanatçının bir mühendis ve bilim adamı olması fikrine karşı çıkarak hür bir sanatçı tipi oluşturmayı hedeflemişlerdi. Süprematistler açı, çember, dikdörtgen ve haç biçimlerini kullanmışlardır.

1921 yılında Sovyet ve Alman sanatçılar arasında iletişim kurması için Berlin'e gönderilmiş, 
orada, Moholy-Nagy ve Van Doesburg ve diğer sanatçılar ile tanışmış ve ilk kişisel sergisini 1923 yılında Kestner-Gesellschaft - Hanover'de açmıştır. Tipografi'ye getirdiği radikal yenilikler ve fotomontaj ile kitaplar ve periyodik yayınlar tasarlamıştır.

1923 yılında, İsviçre'ye tedavi  olmak üzere gitmiş ve 1925 yılında Moskova'ya dönmüştür.
1926  ve 1934 yılları arasında çeşitli sergilerin yanı sıra, eşi ile "Sovyetler Birliği'nde Mimarlık" adlı  yayını ve  Stalin’in saf komünizmi yerleştirmek amacıyla kullandığı propoganda eserlerini tasarlamıştır.  Sovyetler Birliği  için propoganda posterleri ve kitaplar tasarlamanın yanı sıra, Hanover'deki Landes Museum için sergi odası ve çeşitli uluslararası sergilerde Sovyet pavyonlarını da tasarlamıştır. 

El Lissitzky, sadece soyut resim biçimini geliştirmekle sınırlı kalan bir Rus Avant-Garde sanatçısı değil, aynı zamanda  kitap tasarımcısı, kent planlamacısı ve mimardı. 

1941 yılında Moskova'da ölmüştür. 

Unovis, (ayrıca Molposnovis ve posnovis olarak da bilinir) 1919 yılında Vitebsk Sanat Okulu'nda Kazimir Malevich liderliğinde kurulan ve  kısa süreli ama etkili bir grup Rus sanatçısına verilen addır. 


29 Aralık 2012 Cumartesi

Gustave Klimt - Çizginin Büyüsü - Ekspresyonist


Gustave Klimt,  insan çizgileriyle, insanın özünün ve varoluşunun doğasını, sanatçı 
duyarlılığıyla acı, sevgi, umut, mutluluk gibi evrensel duyguları aktarmaya çalıştı.