aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2013 Pazar

Alain Delon ve Romy Schneider - Hüzünlü Aşk


"Christine" filminin setinde tanıştılar, birbirlerine aşık oldular. 1959 yılında nişanlandılar. Ama Alain Delon, Romy'i 1964 yılında terketti. 1968 yılında "La Piscine" filminde tekrar biraraya geldiler. Alain Delon 1982 yılında 43 yaşında ölen Romy'nin mezarında bir kağıda Almanca olarak şunu yazdı...Ich liebe dich meine Liebe (I love you my love)...
 

























21 Mart 2013 Perşembe

Usta ressamların fırçalarından Paris



PARİS



Paris, Seine Nehri'yle, Montmartre'ı, Champs Elysees'i, yazı, kışı ve baharı ile usta ressamların fırçalarında can bulmuş. Ella Fitzgerald'ın "I Love Paris" şarkısı eşliğinde Paris'i geziyoruz.









20 Ocak 2013 Pazar

Audrey Hepburn ve William Holden aşklarının başladığı "Sabrina" filminin çekimlerinde...


William Holden ve Audrey Hepburn, Sabrina (1954) filminin çekimleri esnasında  birbirlerine aşık oldular. William Holden evliydi ama mutsuzdu, karısından ayrılmak istedi ama Audrey Hepburn ilişkiyi bitirdi.  

Ernie Lehman (Sabrina'nın senaristi), onların öyküsünü şöyle anlatır; 

"Sabrina'nın yeniden yazımı için çalışıyordum o kadar yorulmuştum ki, sahnenin bir köşesinde ağlıyordum. Yönetmen Billy Wilder, "Evine git, biraz dinlen" dedi. Veda etmek için William Holden'in soyunda odasına gittiğimde, onları ayakta, birbirlerinin gözlerinin içine bakarken gördüm ve o anda aralarında derin bir şeyler olduğunu anladım."
William Holden sonunda eşinden boşandı (Stefanie Powers, Jennifer Hart) başkalarıyla ilişkileri oldu ama her zaman Audrey Hepburn'un  hayatının aşkı olduğunu söylerdi.
Sabrina'dan on yıl sonra, "Paris when it Sizzles'ı" çevirdiklerinde perişan oldu ve alkole sığındı.

Onların ilişkileri hüzünlü bitti ama aralarındaki kimya çok keyifliydi.


Aşağıdaki set fotoğrafların da  birbirleriyle nasıl sarhoş olduklarını görmek ve hissetmek mümkün. 













S








29 Aralık 2012 Cumartesi

Gustave Klimt - Çizginin Büyüsü - Ekspresyonist


Gustave Klimt,  insan çizgileriyle, insanın özünün ve varoluşunun doğasını, sanatçı 
duyarlılığıyla acı, sevgi, umut, mutluluk gibi evrensel duyguları aktarmaya çalıştı.



20 Kasım 2012 Salı

Giorgio de Chirico ve Aşkın Şarkısı


Giorgio de Chirico (10 Temmuz 1888 – 20 Kasım 1978).  Yunanistan'da doğan 
İtalyan surrealist  ressam, tiyatro tasarımcısı, yazar ve heykeltraş.  Atina'da politeknik okulunda ve Münih'te akademide resim çalışmalarında Arnold Bocklin ve Max Klinger'in sanatını inceleyip, Nietzsche ve Schopenhaure  okuyarak zamanını geçirmiştir.  1908 yılında İtalya'nın Floransa  kentine taşındı. 1910 ve 1915 yılları arasında yaptığı Piazza resimlerinde, kentin mimari elemanlarını, ikonografik temalar olarak kullandı. Paris'te düzenlediği sergilerde Picasso ve Apollinaire tarafından farkedildi. Yazar Guillaume Apollinaire, Chirico'yu övdü ve gerçeküstücülerle tanıştırdı.  Aynı zamanda metafizik akımının yaratıcılarındandır. Chirico, en çok 1909 - 1919 arasındaki "fizikötesi dönem" eserleriyle  ve bu eserlerde yarattığı duygu atmosferiyle tanınır. Ressam bu dönemin başında, parlak bir Akdeniz güneşinde yıkanan şehir manzaralarını perspektiften hiç vazgeçmeden, tuvaline aktarmış,  sonlara  doğru ise tıkışık depolardaki manken benzeri hibrid figürleri konu etmiştir. Chirico,  ilerleyen yıllarda metafizik konuları bırakarak daha gerçekçi bir resme yöneldi. Ancak sonraki dönem resimleri metafizik dönemdeki kadar başarılı bulunmadı. 

31 Ekim 2012 Çarşamba

Johannes Vermeer ve Aşk Mektubu (Love Letter)



Johannes Vermeer (Delft 1632 - Delft 1675) 
Aşk Mektubu, 1667-69 
44 x 38,5 cm 
Rijksmuseum Amsterdam

Tabloda, sarı giysili genç bir kadın, lavta çalmaya ara vererek, arkasında 
duran hizmetçinin verdiği kağıdı alıyor. Kadının yüzünde heyecan ve merak 
okunuyor. Lavta ve terlik, o dönem yaygın kullanılan aşk sembolleri arasında 
bulunuyor. Resme bakan kişinin apaçık göreceği gibi, mektubu alan kadının yüzündeki merak ve hizmetçinin yüzündeki hafif müstehzi ifadeden bu kağıdın bir aşk mektubu 
olduğu anlaşılıyor. Vermeer’in kullandığı teknikle olağanüstü gerçek görünen sahne, 
tabloya bakan kişide, olan bitene sanki rastlantıyla tanık oluyormuş duygusunu yaratıyor. . Kompozisyondaki kadının altın rengindeki elbisesi, hizmetçi kadının mavi eteği ve 
yerdeki minderin mavi rengi de kompoziyonu tamamlıyor. Klasik etkiyi de şöminenin üzerindeki iyonik sütun veriyor.  Zemindeki fırça evcimenliği temsil ediyor ama 
unutulmuş, ihmal edilmiş izlenimi veriyor. Damalı zemin üzerinde köşegenler, 
derinlik ve üç boyutluluk izlenimi yaratıyor.
 Duvardaki iki resim de önemlidir. Alttaki resimdeki fırtınalı deniz aşkı temsil eden 
bir metafordur. Üstteki resim ise Bunun üzerinde kumlu yolda bir yalnız birini 
gösteren manzara resmi, kadına mektup yazan adamın yokluğu anlamlarına gelebilir.