canvas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
canvas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Nisan 2013 Cuma

Mekanlar Tablosuz Düşünülemez - Dekorasyon Esinlenmeleri


Mekanlar tablosuz düşünülemez! Boş duvarlar anlamsızdır. Tablolar dekorasyonu tamamlar. İlle pahalı tablolar olması gerekmez. Ünlü ressamların reprodüksiyonları, afişler, aile fotoğrafları, dergiden kestiğiniz fotoğraflar, çocuğunuzun resimleri  bile duvarlarınıza kimlik kazandırır.


 


 






28 Şubat 2013 Perşembe

Paul Signac ve Süleymaniye adlı eseri 2.285.524 dolara satıldı.


 Paul Signac (1863 - 1935)

Süleymaniye

Modern Fransız resminin en önemli sanatçılarından biri olan ve 1884 yılında Bağımsız Sanatçılar Sergisi'nde tanıştığı George Seurat ile geliştirdikleri Noktacılık akımı ile resim sanatında büyük bir değişime imzasını atan Paul Signac İstanbul'a gelen ender modern sanatçılardan biridir. Signac'ın İstanbul'da 1907 yılında yaptığı “Süleymaniye” isimli yapıtı Sotheby’s müzayede evi tarafından 24 Haziran 2009 akşamı Londra’da yapılan müzayede de 2,285,524 dolara ismi bildirilmeyen özel bir koleksiyonere satılmıştır.

Neo-empresyonizm’in önemli temsilcilerinden ve Noktacılık akımının kurucularından biri olan Paul Signac, resim hayatına 16 yaşında babasının ölümüyle başlar. Paris’te doğması ve 19. yüzyılın Paris ortamı kendini resim yapmaya adamış bir genç için bulunmaz fırsatlar sunar. Önceleri resimlerinde Monet gibi empresyonist eğilimler görülse de Seurat ile tanışması onun resim hayatını oldukça etkiler. Hızlı fırça darbeleri ile yapılan resim yerine renkli noktaların yan yana gelmesinden oluşan Pointilist (Noktacı) anlayışı benimser. Resimden sonra en büyük tutkusu denizciliktir. En sevdiği yer ise Güney Fransa kıyıları özellikle de  St. Tropez'dir. 1904 yılında gezmeye başladığı Avrupa liman şehirleri arasında Venedik, Rotterdam, Londra ve İstanbul da vardır. 
Gittiği her limandan,  renkli suluboya eskizleriyle dönüyor, stüdyosunda bu resimleri puantilist yöntemle büyük kanvaslara aktarıyordu. 1900 yılına kadar daha teknik ve sık noktalarla çalışırken bu yıldan sonra resimlerinde noktalar daha geniş ve serbesttir. Küçük noktalar kullanarak yaptığı eserleri  adeta bir mozaik görüntüsü verir.  Signac’ın amacı renk ve ışığı en üstün biçimde elde edebilmek olmuştur.  

1907 yılının Mart ayında sanatçı arkadaşı Henri Person ile İstanbul’a gelen Signac, özellikle Haliç bölgesinde birçok resim yapar. Aynı dönemde İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nda teşrifatçı olan ve önemli ressamlarımızdan Şeker Ahmet Paşa ile de tanışan Signac, Ahmet Paşa’nın evinde misafir de olur. Mayıs ayına kadar İstanbul’da kalan Signac’ın İstanbul resimleri de diğer Avrupa limanlarında yaptığı resimlerle beraber “Liman Serisi” olarak adlandırılan seri içinde değerlendirilir. 24 Haziran 2009 akşamı Londra’da yapılan müzayedede, Signac’ın İstanbul resimlerinden Süleymaniye isimli eseri gecenin en pahalıya satılan yedinci eseri olarak 2,285,524 dolara ismi açıklanmayan özel bir koleksiyonere satılmıştır.

17 Şubat 2013 Pazar

Alfred Sisley ve Kestane Ağaçlarından Yol İsimli Tablosu




Alfred Sisley (1839 - 29 Ocak 1899) İngiliz Empresyonist ressam. 
Sisley manzara ressamıdır. Kır ve nehir manzaralarında ışıklar, resmin içine yerleştirdiği küçük detaylar, manzara ve binalar üzerindeki ışık izlenimleri, atmosferik güzellik ve gökyüzü her zaman çok etkileyicidir.



Lord Frederick Leighton ve harika tabloları



Keyifli mekanlar için harika tablolar;
Lord Frederick Leighton

Flaming June


Frederic Leighton ( 1830 – 1896) İngiliz ressam ve heykeltraş. Tarihi, dini ve klasik temalarda yaptığı resimler ile ünlüdür. Helenizm’e duyduğu ilgi yüzünden tarihsel temaları terketti. Resimlerinde vizüel semboller ve özel bilmeceler vardır. Çağdaşlarının aksine o Klasizm’in gerçek ruhunu keşfetti. Titiz, araştıran, ayrıntıcı bir ressam olduğu için insan vücudunun kıvrımlarına uyan drape giysileri, çıplak kadın vücuduna oturtmak için sayısız eksik çizerdi.




28 Ocak 2013 Pazartesi

Everett Shinn ve Realist Eserleri

Everett Shinn 
(1876 - 1953) 
 Amerikan Realist ressam

Everett Shinn, Philadelphia'da mekanik ve mimari çizimler eğitimi veren bir teknik okuldan mezun olmuştur. Philadelphia ve New York'taki bazı gazete ve magazin dergilerinde (Philadelphia Press, New York World, Harper's Weekly vb.)  illüstratör ve muhabir olarak çalışmıştır. 1900'lerde tekrar resme dönmüş ve Aschan Okulu olarak bilinen sanatçı grubu ile ilişki  kurmuş ve Sekizler Grubu'nun en genç üyesi olmuştur.  

Shinn, yaşadığı şehir olan New York'un olağanüstü enerjisinden ilham almıştır. Resimlerinde sokaklar, parklar, modern şehir hayatını ve teatral gösterileri  konu eder. Farklı sınıflardan gelen kadın ve erkekleri aynı kamusal alanda gösterir. Resimlerinin çoğunu, penceresinden  ve  New York City'de parkta yürürken gördüklerinden esinlenerek yapmıştır. 


Ayrıca, iki önemli projede illüstratör olarak görev almıştır. 1907'de Biri New York City'de Stuyvesant Tiyatro ve 1911'de  New Jersey'de City Hall'dir. Bazı filmler de de sanat yönetmeni olarak çalışmıştır. (Sam Goldwyn'inin Polly of the Circus (1917). 





Charles Ephraim Burchfield ve Doğa Manzaraları

Charles Ephraim Burchfield
(1893 – 1967)

Suluboyaları ile ünlü modernist ressam. Hayatı boyunca Salem, Ohio, gibi  küçük 
çevrelerden ilham aldı. Lise öğreniminden sonra, daha sonra romantik fantezi diye adlandırılan kişisel tarzını geliştirmesi için Henry G. Keller tarafından  Cleveland
Sanat Okulu'na davet edildi ve oradan bir burs kazandı. Burchfield'in erken dönem 
suluboyalarının çoğunluğunda - nadiren yağlıboya çalışırdı -  doğa aşkını ifade ederken organik formlar içine kaligrafik işaretler ve ve garip soyutlamalarla (çiçeklerin yüzleri, 
ağaç kabuğu içinde görünen kabile maskeleri gibi) birleştirilmiş manzara resimleri 
yapmıştır. 

I. Dünya Savaşı sonunda, orduda kısaca görev yaptıktan sonra, doğayı romantik 

algılayışını kaybetmiş, 1920'lerde gelişen realizm anlayışına dönmüş ve evler, mağaza vitrinleri, caddeler, antika kiliseler, endüstriyel temaları kullanmıştır. 1943 yılından 

itibaren, realizm ve fantazi arasında sallanan, benzersiz  stildeki resim anlayışına dönerek, doğanın gizemli ve güçlü varlığını resmetmiştir. Şehir hayatı ve endüstriyel temalı suluboyaları, yaşamı dürüstçe aktarırken, doğa manzaraları ise kişisel ve neredeyse gerçeküstüdür.







27 Ocak 2013 Pazar

Katsushika Hokusai (Japon Sanatçı, (1760–1849), Büyük Dalga



Katsushika Hokusai
Büyük Dalga

Resmin grafik güzelliği ve dalga ile deniz arasındaki kontrastın zorlayıcı gücüne,  Debussy'nin La Mer'i gider.  Dönen dalga, izleyiciye bir kule gibi görünür. İlerde kararlı ve küçük piramit gibi duran Fuji dağı... Zaman içinde donmuş bir an sanki...Hokusai geleneksel bir temayı işlemiş. Geleneksel olarak Fuji dağı, kompozisyonun odak noktasıdır. Zarif karla kaplı dağ, ufkun derin maviliği içinde soğukkanlı duruyor. Dalganın yükselen gücü ile karşılaştırıldığında, Fuji küçük bir tepeciğe indirgenmiştir. Böyle zeki ve eğlenceli manipülasyonlar, Hokusai eserlerinin özelliiğidir. Büyük dalgalar arasında batan üç teknenin, Edo güney adalarına balık taşıyan mavnalar olduğunu düşündürmektedir. Böylelikle günlük bir uğraş, dağ ve deniz manzaralı bir resme taşınmıştır.

24 Ocak 2013 Perşembe

Vintage tabloların dekorasyondaki yeri

                                                               Vintage resimler
                                         
Neler Vintage resim olabilir?

Eski kartpostallar, magazin kapakları, eski reklamlar, film afişleri, 
propaganda, seyahat afişleri, eski moda fotoğrafları, pin-up kızları...


Vintage resim ile dekorasyon, odalarınıza zamanı taşır ve sıcaklık getirir. 
1930 -1940'ların reklamları, magazin kapakları, tebrik kartlarıyla eviniz 
için hoş bir tema oluşturabilirsiniz.

Vintage'ların orijinallerini bulmak hem zor hem de pahalı olacağı için, 
reprodüksiyonlarını yaptırmak hem ucuz hem de hiçbir zaman orijinalini 
bulamayacağımız Vintage'lara ulaşmamızı sağlar.


Nerede nasıl kullanabilirsiniz?

. Büyük boy vintage bir resmi ya da küçük boylardan çerçeveli, aynı temadan 
(içki, seyahat, moda, şehirler) gruplar yaparak, mutfağınızı, odalarınızı  süslemek
 için kullanabilirsiniz. Büyük boyutta bir Vintage'ı kanapenin arkasına ya da
 şöminenin  üzerine asabilirsiniz.  

Küçük parçalar ise masaların üstüne, büyük pencere ile köşe yapan odanın 
köşesinde dar duvarlara konabilir. Bu köşelere bir koltuk koyarak şirin bir
 okuma alanı oluşturabilirsiniz. Vintage'lar için  ilgili dönemin çerçevelerini 
ya da  ince ve modern çerçeveler kullanabilirsiniz.

. Vintage'lardan bir tanesini odak noktası olarak seçip, etrafında koordineli 
renklerle diğerlerini kullanabilir ve dekoratif aksesuarlarla 
(raf, yastık, vazo, lamba vb) tamamlayabilirsiniz.

. Film afişleriyle, bir odanızı film evi yapabilirsiniz.

. Vintage'ların zaman olarak bir sıralaması varsa, onları bu sıraya göre 
yerleştirmek,  zaman içinde seyahat gibi gelecektir konuklarınıza.

. Eski moda plaklar, magazin kapakları ile dekorasyon odanıza zarif bir 
görünüm kazandıracaktır.

. Cafeler ve restoranlar için de vintage resimler hoş bir dekorasyon 
elemanı  olacaktır.





20 Ocak 2013 Pazar

Ev ve Ofislerinizin Dekorasyonunda Film Afişlerinin Rolü

                        
                             Film afişleri, yurt odaları, oturma odaları, ofisler, salon  dekorasyonu için harika bir çözüm olabilir.  Film afişi seçmek dekorasyon projesinin bir parçasıdır. Kullanacak insanın kişiliğini ve tasarım amacını ifade etmelidir. Mesela klasik tarzı seven biri için "Transformers" afişi uygunsuz olurdu. 

. Sizi en iyi ifade eden ve sevdiğiniz afişleri seçin. Nerede ve nasıl görüneceğine karar verin.

. Afişlerin asılma biçimi odanıza modern bir hava verecektir.

. Afişleri paspartulatıp, çerçeveletip bir çivi ile asabileceğiniz gibi, Wall-Zilla'nın yapışkanlı posterleri ile istediğiniz temiz bir yüzeye de yapıştırabilirsiniz. İsterseniz sinema salonlarında olduğu gibi üstten ışıklandırabilirsiniz de.




Audrey Hepburn ve William Holden aşklarının başladığı "Sabrina" filminin çekimlerinde...


William Holden ve Audrey Hepburn, Sabrina (1954) filminin çekimleri esnasında  birbirlerine aşık oldular. William Holden evliydi ama mutsuzdu, karısından ayrılmak istedi ama Audrey Hepburn ilişkiyi bitirdi.  

Ernie Lehman (Sabrina'nın senaristi), onların öyküsünü şöyle anlatır; 

"Sabrina'nın yeniden yazımı için çalışıyordum o kadar yorulmuştum ki, sahnenin bir köşesinde ağlıyordum. Yönetmen Billy Wilder, "Evine git, biraz dinlen" dedi. Veda etmek için William Holden'in soyunda odasına gittiğimde, onları ayakta, birbirlerinin gözlerinin içine bakarken gördüm ve o anda aralarında derin bir şeyler olduğunu anladım."
William Holden sonunda eşinden boşandı (Stefanie Powers, Jennifer Hart) başkalarıyla ilişkileri oldu ama her zaman Audrey Hepburn'un  hayatının aşkı olduğunu söylerdi.
Sabrina'dan on yıl sonra, "Paris when it Sizzles'ı" çevirdiklerinde perişan oldu ve alkole sığındı.

Onların ilişkileri hüzünlü bitti ama aralarındaki kimya çok keyifliydi.


Aşağıdaki set fotoğrafların da  birbirleriyle nasıl sarhoş olduklarını görmek ve hissetmek mümkün. 













S








3 Ocak 2013 Perşembe

Auguste Herbin ve Modern Sanatı

Auguste Herbin
 (1882-1960)

Fransız kübist ve abstract çalışan ressamın eserleri, Kübist hareketle, I. Dünya Savaşı 
sonrasındaki geometrik soyut hareket arasında köprü oluşturmuştur. Quiévy'de doğdu. 1898-1901 yıllarında Güzel Sanatlar'da okudu. İzlenimcilerden etkilenerek 1901 yılında Paris'e gitti ve bir süre orada çalıştı. 1909 yılında Bateau Lavoir'a gitti. 
Orada Picasso, Braque ve Joan Gris'le tanıştı. Ve onların etkisiyle Kübizm'e döndü. 
1912 yılında Galerie Clovis Sagot - Paris'te ilk tek kişilik sergisini açtı. 1917 ve 1921 arasında halk sanatına benzer, saf geometrik elemanlar içeren süslü kübizm, 1922  ve 1925 yılları arasında da geçici olarak, figüratif, manzara ve portre çalışmaları yapmıştır.  
1926 yılında soyutlamalara yöneldi ve 1931 yılında Abstraction-Création  adlı gurubun kurucu üyeleri arasında yer aldı. Geç dönem soyutlamalarındaki saf geometrik şekiller, olumlu renkleri,  genç soyut ressamlara örnek oldu. 1950'lerde duvar halıları 
tasarımcısı olarak da çalıştı. 



30 Aralık 2012 Pazar

El Lissitzky ve Suprematizm


El Lissitzky (1890 - 1941) Pochinok'da doğdu. 1909'dan 1914'e kadar Almanya'da  teknik okulda mimari  eğitim gördü. I. Dünya Savaşı'nın patlak vermesi üzerine Rusya'ya döndü. 1916 yılında Riga Teknoloji Üniversitesi'nden mühendislik ve mimarlık diploması aldı. Ve bir mimari büroda çalışmaya başladı. 

1917 yılında, çocuklar için, Marc Chagall tarzında  illüstrasyonlar yaptı.  Lissitzky ve Kazimir Malevich,  Marc Chagall tarafından, 1919 yılında Vitebsk Popular Sanat Okulu'na davet edildiler. Lissitzky orada grafik ve mimari eğitim vermiştir. 1920 yılında Moskova'da Sanatsal Kültür Enstitüsü'ne üye olmuştur. Ertesi yıl Konstrüktivist (Yapılandırmacı) gruba katılmıştır. Resim ve mimari arasındaki değişim istasyonu olarak "Prouns"denilen soyut  anlayışıyla resimlerini yapmaya başlamış ve  prouns'larıyla döneminin form anlayışına yenilik getirmiştir. Daha sonra "Unovis"* adlı gruba katılarak suprematizm (soyut geometricilik) anlayışıyla geometrik formlar üzerine yaptığı çalışmalar pek çok tasarımcıya esin kaynağı olmuştur.  Suprematist'ler, Konstrüktivistler gibi sanatın faydacılığını savunmalarına rağmen onlardan ayrılan ferdiyetçi bir tavır benimsemişlerdi. Sanatçının bir mühendis ve bilim adamı olması fikrine karşı çıkarak hür bir sanatçı tipi oluşturmayı hedeflemişlerdi. Süprematistler açı, çember, dikdörtgen ve haç biçimlerini kullanmışlardır.

1921 yılında Sovyet ve Alman sanatçılar arasında iletişim kurması için Berlin'e gönderilmiş, 
orada, Moholy-Nagy ve Van Doesburg ve diğer sanatçılar ile tanışmış ve ilk kişisel sergisini 1923 yılında Kestner-Gesellschaft - Hanover'de açmıştır. Tipografi'ye getirdiği radikal yenilikler ve fotomontaj ile kitaplar ve periyodik yayınlar tasarlamıştır.

1923 yılında, İsviçre'ye tedavi  olmak üzere gitmiş ve 1925 yılında Moskova'ya dönmüştür.
1926  ve 1934 yılları arasında çeşitli sergilerin yanı sıra, eşi ile "Sovyetler Birliği'nde Mimarlık" adlı  yayını ve  Stalin’in saf komünizmi yerleştirmek amacıyla kullandığı propoganda eserlerini tasarlamıştır.  Sovyetler Birliği  için propoganda posterleri ve kitaplar tasarlamanın yanı sıra, Hanover'deki Landes Museum için sergi odası ve çeşitli uluslararası sergilerde Sovyet pavyonlarını da tasarlamıştır. 

El Lissitzky, sadece soyut resim biçimini geliştirmekle sınırlı kalan bir Rus Avant-Garde sanatçısı değil, aynı zamanda  kitap tasarımcısı, kent planlamacısı ve mimardı. 

1941 yılında Moskova'da ölmüştür. 

Unovis, (ayrıca Molposnovis ve posnovis olarak da bilinir) 1919 yılında Vitebsk Sanat Okulu'nda Kazimir Malevich liderliğinde kurulan ve  kısa süreli ama etkili bir grup Rus sanatçısına verilen addır. 


20 Kasım 2012 Salı

Giorgio de Chirico ve Aşkın Şarkısı


Giorgio de Chirico (10 Temmuz 1888 – 20 Kasım 1978).  Yunanistan'da doğan 
İtalyan surrealist  ressam, tiyatro tasarımcısı, yazar ve heykeltraş.  Atina'da politeknik okulunda ve Münih'te akademide resim çalışmalarında Arnold Bocklin ve Max Klinger'in sanatını inceleyip, Nietzsche ve Schopenhaure  okuyarak zamanını geçirmiştir.  1908 yılında İtalya'nın Floransa  kentine taşındı. 1910 ve 1915 yılları arasında yaptığı Piazza resimlerinde, kentin mimari elemanlarını, ikonografik temalar olarak kullandı. Paris'te düzenlediği sergilerde Picasso ve Apollinaire tarafından farkedildi. Yazar Guillaume Apollinaire, Chirico'yu övdü ve gerçeküstücülerle tanıştırdı.  Aynı zamanda metafizik akımının yaratıcılarındandır. Chirico, en çok 1909 - 1919 arasındaki "fizikötesi dönem" eserleriyle  ve bu eserlerde yarattığı duygu atmosferiyle tanınır. Ressam bu dönemin başında, parlak bir Akdeniz güneşinde yıkanan şehir manzaralarını perspektiften hiç vazgeçmeden, tuvaline aktarmış,  sonlara  doğru ise tıkışık depolardaki manken benzeri hibrid figürleri konu etmiştir. Chirico,  ilerleyen yıllarda metafizik konuları bırakarak daha gerçekçi bir resme yöneldi. Ancak sonraki dönem resimleri metafizik dönemdeki kadar başarılı bulunmadı.